Haber

Scott Pilgrim vs. The World: The Game hala piyasadaki en iyi lisanslı oyunlardan biri

Scott Pilgrim vs. The World: The Game hala piyasadaki en iyi lisanslı oyunlardan biri

Kaynak materyaline Scott Pilgrim vs. The World: The Game’den daha iyi uyan lisanslı bir oyun göz önünde bulundurmak güç. İlk olarak 2010’da piyasaya sürülen oyun, Bryan Lee O’Malley’in kült çizgi romanının etkileşimli bir versiyonu gibiydi. Öykü kısaltıldı, ama Paul Robertson’ın harika kişilik spriteleri, Anamanaguchi’nin muhteşem bir chiptune müziği ve Ubisoft’taki minik bir ekibin klasik beat ’em up aksiyonu sayesinde ortam aynıydı. Sorun gerçekte onu oynamaktı: PS3 ve Xbox 360’ta piyasaya sürüldükten birkaç yıl daha sonra oyun dijital mağazalardan kaldırıldı.

Bu hafta nihayet değişti. İlk çıktıktan on yıldan artı bir süre daha sonra, Scott Pilgrim vs. The World: The Game çok dağıtılmış yeni platformlara geliyor: Nintendo Switch, PS4, Xbox One, PC ve hatta Google Stadia. Yeni sürüm, bütün orijinal indirilebilir içeriği bir araya getiriyor – Knives Chau için fazladan ödeme yapmadan – ve çevrimiçi kooperatifi tanıtıyor, oysa somurtkan halde benzer oyun. Hangisi tamamiyle olması gerektiği gibi.

Peki manâlı olan nedir? Yeni başlayanlar için, bir video oyunu uyarlaması çok akla yatkın. (Oyun filme değil çizgi romanlara dayanıyor.) Scott Pilgrim sadece oyun referanslarıyla batmış yok, bununla beraber herzamanki bir oyun gibi yapılandırılmış ve yedi ana işveren – bu durumda Ramona’nın fena eski sevgilileri – birlikte alt etmek için yol. Hepsi 16 bitlik tarzdaki bir oyuna çok yakışıyor.

Scott Pilgrim oyunu, Streets of Rage veya Double Dragon’a çok benziyor. Kent sokaklarında ve film setlerinde dolaşır, otobüs şoförlerinden paparazzilere değin bir sürü “fena adam” la savaşırsınız. İster kartopu ister beyzbol sopası olsun, zıplayabilir, yumruk atabilir ve tekmeleyebilir ve silah olarak uygulamak için birçok nesne alabilirsiniz. Ayrıca esas karakterlerin birçok olarak oynayabilirsiniz ve ilerledikçe herkes yeni yetenekler öğrenecek. Hatta 8-bit Super Mario oyunlarından ve Street Fighter tarzı otomobil parçalayan mini oyunlardan dargın seviye ve kişilik seçme ekranları bile var.

Oyun, bir takım çağdaşları veya Streets of Rage 4 gibi daha yeni oyunlar dek derin olmasa da sağlamdır. Ama Scott Pilgrim’in film versiyonu gibi, aynı zamanda harika derecede şık. Düşmanlarla savaşmak, mükemmel piksel sanatını bakmak ve harika müzikleri dinlemek için gerçekte yalnızca bir bahanedir. Ara Sıra, bir düşman dalgasını temizledikten sonra, ses ve görüntülere dalmak için sadece bir saniye otururum. Geriye Doğru dönük uyumluluk bir uçtan bir uca PS5’te oynuyorum ve deneyim son derece iyi durumda.

Ayrıca Scott Pilgrim vs. The World: The Game’in şimdiye kadarki en öne meydana çıkan video oyunu olduğunu da belirtmeliyim. Benim memleketim Toronto’da geçmesi, bu yüzden bana kalırsa özel bir yeri var. Bir poutine satın almak için TTC otobüslerinden kaçmanız ya da toonies (2 $ jeton) toplamanız gereken diğer bir oyun düşünemiyorum. New York, Londra ve Tokyo’dan arkadaşlarım evlerinin devasa, yaklaşık olarak foto gerçekçi versiyonlarını oynayabilirler, fakat Scott Pilgrim’in sunduğu şeylere ast kaldığım için oldukça mutluyum. Kesinlikle çok Kanadalı.

Time, Scott Pilgrim imtiyazına şaşırtıcı derecede nazik davrandı (Scott bir pislik olarak kalsa bile). Kitaplar iyi dayanıyor ve film bir gişe bombasından bir kült klasiğine dönüştü; Kid Cudi, en son albümünde bile misal aldı. bu vesileyle, oyunun yıllar önce belirsizliğe hükümlü olduktan daha sonra derhal ikinci bir şansı var. Hiçbir şey olmasa bile, en azından O’Malley nihayet bu konudaki soruları yanıtlamayı bırakabilir.

Scott Pilgrim vs. The World: The Game 14 Ocak’ta Switch, PS4, Xbox One, PC ve Stadia’da başlıyor.

Comments
To Top