Haber

İzmir Depreminde Bir Binanın Diğerlerine Göre Çok Farklı Yıkılmasının Sebebi Açığa Çıktı

İzmir Depreminde Bir Binanın Diğerlerine Göre Çok Farklı Yıkılmasının Sebebi Açığa Çıktı

Geçtiğimiz haftalarda gerçekleşen 6,9 büyüklüğündeki İzmir depreminde özellikle Bayraklı ilçesinde o kadar fazla binanın çöktüğünü, çok daha fazlasının ise hasar aldığını görmüştük. Bu üzücü doğal felaket sonucunda binalarımızın ne kadar dayanıksız olduğunu da son derece acı bir şekilde öğrenmiş olduk. Yaşanan en acayip olaylardan biri de Bayraklı İlçesi’nin Manavkuyu Mahallesi’nde bulunan Yılmaz Erbek Apartmanı’nın bitişik olduğu binadan ayrılıp iki kat çökerek bağlı tarafa eğilmesi olmuştu.

Bu şart; yandaki binalar ayakta kalırken Yılmaz Erbek Apartmanı’nın neden yat yattığını sorusunu akıllara getirdi. BBC ise yaptığı bazı çalışmalar sonucunda bu binanın niçin alt yattığını açıklamaya çalıştı. Bu doğal afette hasar gören binanın durumlarına bakarak bundan daha sonra yapılan yapılarda bu hatalara düşmememiz gerekiyor. Gelin, niçin böyle bir tabi yatma sorunu olduğuna birlikte bakalım.

İzmir depremindeki Yılmaz Erbek Apartmanı neden tabi yattı?

Zemin

Bayraklı bölgesinde 80’li yılların başına dek tarımcılık faaliyetleri yürütüldü. Bu koşul da bölgenin binlerce yıldır birikmiş olan ve minimum 100 metre derinliğe inen alüvyonlardan oluştuğunu gösteriyor. Yumuşak bir zemin olan alüvyonlar da deprem derhal binlerce tonluk binaları ayakta tutmakta güçlük çekiyor. İnşaat mühendisi Mustafa Haluk Koter, yaptığı açıklamada burada daha önce 320 metrede sondaj çalışması yaptıklarını ve o derinlikte bile asıl kayaya rastlamadıklarını söyledi. Koter’e tarafından bu bölgelerde yapılacak binaların çok iyi bir araştırma ve mühendislik sürecinden geçmesi gerekiyor. 

Deprem dalgaları

Herhangi bir yer sarsıntısı derhal yumuşak zeminler, oluşan dalgaları binaya çok daha sert bir şekilde hissettiriyor. Bayraklı ilçesinde fazla artı binanın yıkılması veya hasar görmesi ise doğrudan bu sebebe bağlanıyor. Zelzele birincil meydana geldiğinde ortaya P dalgaları çıkıyor. Bu dalgaların derhal ardındansa ana “yıkıcı dalgalar” diyebileceğimiz S dalgaları gelmeye başlıyor. Bu S dalgaları ise bilhassa alüvyonlu zeminlerde sıvılaşma meydana getirerek nakliye güçlerini kaybetmelerine niçin oluyor. 

Dokuz Eylül Üniversitesi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Hikmet Hüseyin Çatal, Yılmaz Erbek Apartmanı’nın esas projesinde ya da imalat aşamasında bir hata yapılmış olabileceğini söyledi. BBC’nin açıklamasına tarafından öteki uzmanlar ise binanın zemininde saptama edilen bir sorun olmadığını belirtti. 

İnşaat aşaması

Türkiye’deki bütün binalar açıklanmış bir zelzele yönetmeliğine göre yapılmalı. Yılmaz Erbek Apartmanı’nın inşa ruhsatı 1 Ocak 1998 olarak görünüyor. Buna karşın binanın projeleri 1975 yönetmeliğine göre hesaplanmış. Bunun bir çelişki yarattığını görsek de açıklanmış bir yönetmeliğe sahip olması ve bazı artıları o kadar çok insanın hayatını kurtarıp binanın iyice çökmesini engellemiş olabilir. Çünkü yapılan araştırmaya göre Yılmaz Erbek bloklarının enkazında nervürlü demir ve kaliteli beton tespit edildi. Yıkımda çalışan ekipler de malzemenin güçlü olduğunu ve yıkımın öteki binalara kadar daha güç olduğunu söyledi. 

inşaat aşaması

öte yandan binanın zemin katında bulunan 10 dükkanın 8’i birleştirilerek bir tane geniş, ikisi de birleştirilerek minik bir işyeri üretilmiş. Bu süreçte de duvarların bir kısmı kaldırılmış ve dış duvarlara camekan eklenmiş.

Prof. Çatal, bu noktada “yumuşak kat” faktörüne dikkat çekerek, “Yapı ruhsatı alındıktan sonra projede herhangi bir yumuşak kat öngörüsü yok. Lakin fiiliyatta onları kaldırıyorsunuz ve orayı yumuşak kat yaptınız. Zelzele yönetmeliğindeki yumuşak kat için mecburi şartlar nereye gitti? Yok. İşte orada can sıkıntısı başlıyor. Tüm bina kullanılamaz ayla gelir. Yumuşak kat kullanılan yerlerde ölüm sayısı fazla pozitif olur” ifadelerini kullandı. Dolgu duvarlarının yapısal olarak dikkate alınmayabileceğini, ancak güvenlik subabı işlevi gördüğünü söyledi. 

aynı zamanda bir adap tanığı binada sütun kesme yapıldığını söyledi, fakat market zinciri basın açıklaması yaparak bunu reddetti.

BİM basın açıklaması

Kontrol

Elde edilen bilgilere tarafından bina, 2001 sonunda depremden önceki son haline getirilmiş. Tüm işyerleri ve evler 2020’ye değin aynı kalmış. O dönemde yer alan mevzuata göre, inşaat tamamlandıktan daha sonra belediyenin gelip binanın projeye uygun olup olmadığına bakması gerekiyor. Bu kontrolden sonra oturma ruhsatı veriliyor. Pratik Olarak ise binaya yerleşmek için bu tamamiyle koşul yok. Yılmaz Erbek Apartmanı’ndada ırk inşa başvuru izni olmadan 5 sene oturup 2006’da ruhsatı almışlar.

Deprem denetimi

Bu noktada en büyük sorun belediye ile bakanlık arasındaki yetki karmaşası oluyor. Bayraklı Belediye Başkanı Serdar Filika, BBC’nin konuya ilişkin sorusuna “Yetki karmaşası var. Hangisi bizde hangisi değil? Belediye bu işe müdahale edebilir miydi? Hayır edemezdi. Biz metruk yapıları yıkmakla mükellefiz. Şikayetin fiziki olduğu kaçak yapıları yıkıyoruz biz” dedi. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ise aynı soruya verdiği yazılı yanıtta “Yetki karmaşasının olmadığını” söyledi. 

Netice

Yılmaz Erbek Apartmanı’nda asgari 10 birey enkazda hayatını kaybetti. Hem enkazdan kurtarılan 5 birey ise yoğun bakımda hayata veda etti. Bu süreçte 45 konut ve 2 dükkan ayrıntılarıyla yıkıldı. 150 kişinin evsiz kalmasına yol açan bu yapı yalnızca 20 yıllıktı. İnşaat mühendislerine göreyse bir binanın hesaplı ömrü 70 – 75 sene aralarında hesaplanıyor. 

Comments
To Top